
Umut Çelik köşe yazısı

Bu bir skor değildi sadece. Bu, korku eşiğinin aşılmasıydı.
Türk futbolu yıllarca Avrupa devlerinin karşısına “acaba”larla çıktı. İyi mücadele edersek… Savunmada direnebilirsek… Kontradan bir gol bulabilirsek… Oysa devrim dediğimiz şey, bu cümlelerin değişmesidir. Artık soru şu: “Kaç atacağız?”
Galatasaray’ın sahadaki duruşu, topa hükmetme cesareti ve oyunu rakip yarı sahaya yıkma kararlılığı; işte devrim tam da budur. Juventus gibi Avrupa geleneği, taktik disiplini ve savunma sertliğiyle bilinen bir takımı kendi oyununa mahkûm etmek, sadece teknik kapasite değil karakter meselesidir.
Bu galibiyet, 2000 ruhunun nostaljisi değildir. Bu, bugünün özgüvenidir.
Oyuncuların gözlerinde çekinmek yoktu. Tribünlerin sesi sadece destek değil, inançtı. Teknik heyetin planı, reaksiyoner değil belirleyiciydi. Galatasaray sahaya “kaybetmemeliyiz” diye değil, “biz daha büyüğüz” diyerek çıktı. İşte devrim burada başlar.
Ercan Taner o cümleyi kurduğunda, Türk futbolu Avrupa’ya meydan okumayı yeni yeni öğreniyordu. Bugün ise Galatasaray, Juventus karşısında ezici bir skorla sadece üç puan ya da tur almıyor; bir hafızayı tazeliyor. “Biz yapabiliriz” değil, “Biz yaparız” diyor.
Devrim, bir gecede olmaz. Ama bazı geceler, devrimin sembolü olur.
Bu gece de onlardan biri.
Çünkü mesele Juventus’u yenmek değil. Mesele, Avrupa devlerini yenmeyi olağanlaştırmak. Türk futbolunun komplekslerini geride bırakmak. Skor tabelasına bakarken şaşırmamak.
Ve evet…
“Türk futbolunda bir devrim” sözü bugün bir kez daha anlam kazandı. Bu kez nostaljiyle değil, ezici bir skorun soğukkanlı özgüveniyle.
Umut çelik
Bu bir skor değildi sadece. Bu, korku eşiğinin aşılmasıydı.
Türk futbolu yıllarca Avrupa devlerinin karşısına “acaba”larla çıktı. İyi mücadele edersek… Savunmada direnebilirsek… Kontradan bir gol bulabilirsek… Oysa devrim dediğimiz şey, bu cümlelerin değişmesidir. Artık soru şu: “Kaç atacağız?”
Galatasaray’ın sahadaki duruşu, topa hükmetme cesareti ve oyunu rakip yarı sahaya yıkma kararlılığı; işte devrim tam da budur. Juventus gibi Avrupa geleneği, taktik disiplini ve savunma sertliğiyle bilinen bir takımı kendi oyununa mahkûm etmek, sadece teknik kapasite değil karakter meselesidir.
Bu galibiyet, 2000 ruhunun nostaljisi değildir. Bu, bugünün özgüvenidir.
Oyuncuların gözlerinde çekinmek yoktu. Tribünlerin sesi sadece destek değil, inançtı. Teknik heyetin planı, reaksiyoner değil belirleyiciydi. Galatasaray sahaya “kaybetmemeliyiz” diye değil, “biz daha büyüğüz” diyerek çıktı. İşte devrim burada başlar.
Ercan Taner o cümleyi kurduğunda, Türk futbolu Avrupa’ya meydan okumayı yeni yeni öğreniyordu. Bugün ise Galatasaray, Juventus karşısında ezici bir skorla sadece üç puan ya da tur almıyor; bir hafızayı tazeliyor. “Biz yapabiliriz” değil, “Biz yaparız” diyor.
Devrim, bir gecede olmaz. Ama bazı geceler, devrimin sembolü olur.
Bu gece de onlardan biri.
Çünkü mesele Juventus’u yenmek değil. Mesele, Avrupa devlerini yenmeyi olağanlaştırmak. Türk futbolunun komplekslerini geride bırakmak. Skor tabelasına bakarken şaşırmamak.
Ve evet…
“Türk futbolunda bir devrim” sözü bugün bir kez daha anlam kazandı. Bu kez nostaljiyle değil, ezici bir skorun soğukkanlı özgüveniyle.
|
|